TATMİNSİZLİK:

İnsanoğlu olarak tatmin olmak çoğu zaman bizlere uzak olan bir olgudan ibarettir, özellikle de içinde bulunduğumuz zaman ve koşullar altında doğduğumuz andan itibaren sürekli olarak daha iyi hayat koşullarında yaşamayı isteriz ve özellikle sosyal medya ve internetle beraber, bizim sahip olmayı istediğimiz şeylerin başka insanların zaten sahip olduğunu fark ettiğimiz zaman ise elimizdekine de şükretmek ve mutlu olmayı seçmek pek içimizden gelmez.

Ne istediğinin farkına var

Bu tatminsizliğin sebeplerinden birisi şudur; insanlar genelde ne istedikleri hakkında pek fikir sahibi değillerdir ve ne istediklerinin farkında olmadıklarının da farkında değillerdir bu yüzden dolayı ise asla tam olarak tatmin olmazlar. İnsanların çoğu çok paraya sahip olarak mutlu olacaklarının yanılgısına kapılırlar, evet çok paranızın olması çoğu zaman mutluluğa giden bir sürü kapının açılmasını sağlayacaktır ama önemli nokta şu ki çok paraya sahip olmadan da mutluluğa giden açık kapılar vardır ve insanlar paradan bekledikleri karşısında bu kapılarının açık olduğunun farkına bile varmazlar.

 

Bazıları ise memnuniyetsizdir

Bazı insanlar içlerinde bulundukları hayat ve koşullardan memnun olmamayı seçer ve her zaman daha iyisini isterler, daha iyisini istemek kötü bir şey değildir elbette ama ellerinde olanın tadını çıkaramadıklarında her ne kadar daha iyiye ulaşsalar dahi asla tatmin olamayacakları bir açlıkları vardır.

 

Birçoğu geçmişte yaşıyor

İnsanların birçoğu ise geçmişte yaşarlar ve bundan dolayı bulundukları anın kıymetini anlamazlar, bu durum genellikle ilişkilerde görülebilir bir gerçektir. Çok iyi bir ilişki yaşamış ama ilişkisi son bulmuş bir birey, kendisini bir sonraki ilişkilerinde o zamanki kadar rahat hissetmez ve bütün potansiyelini kullanmaz, bu ise o an içinde bulunduğu ilişkinin onun için yeterince tatmin olamamasına sebep olur. Çocukluk anılarınızdan çok daha güzel zamanlar geçirebilme fırsatınız vardır ama çocukluk anılarınıza takıldığı kaldığınız için çevrenizdeki akışı kaçırırsınız.

 

Sonuç olarak

Sahip olmaya ihtiyacınız olan şeylerin etrafında bu kadar koşmaktansa var olan yaşantımızdan keyif almaya odaklanmamız gerekir bazen en büyük keyifler sıradanlıkların içinde saklıdır. Tolstoy’dan bir alıntı ile bitirmek istiyorum.

Sıradan kendi halinde bir çiftçi olan Pahom, daha zengin bir hayatın hayalini kurmaktadır. Uzak bir yerlerde, cömert bir reisin karşılıksız toprak verdiğini duyunca, daha çok toprak elde etmek için reise gidip talebini iletir. Gerçekten de reis herkese istediği kadar toprak veren cömert biridir. Pahom’a “Sabah güneşin doğuşundan batışına kadar katettiğin bütün yerler senin fakat güneş batmadan yeniden başladığın yere dönmen lazım.” der. “Yoksa bütün hakkını kaybedersin.”

Pahom güneşin doğuşuyla beraber başlar yürümeye. Tarlalar, bağlar, bahçeler geçer. Tam geri dönecekken gördüğü sulak bir araziyi es geçemez. Şu bağ, bu bahçe derken bakar ki güneşin batmasına az kalmış. Koşar, koşar, ama kesilir takati. Halsiz adımlarla yürümeye devam ederken, Pahom’un burnundan kanlar damlamaya başlar. Tam başladığı noktaya yaklaşmışken, bir an yığılır yere ve bir daha kalkamaz… Reis olanları izlemektedir. Çok kereler şahit olduğu olay yeniden vuku bulmuştur. Adamlarına bir mezar kazdırır. Pahom’u bu mezara gömerler. Reis Pahom’un mezarının başında durur şöyle der: “Bir insana işte bu kadar toprak yeter!”

Leave A Comment

Published On: Ocak 20th, 2024Categories: Blog0 Comments on TATMİNSİZLİK